Himalaya Kristal Tuzu, Deniz Tuzu ve Sofra Tuzu Üzerinde Yapılan Kalite Analizi

Kristal Tuz Hayvansal Proteinlerin Dışarı Atılmasını Sağlar
4 Mart 2018
Tuzun Havayı Nötralize Edici Etkisi
13 Mart 2018
Kristal Tuzun 400 kat Büyütülmüş Hali Sofra Tuzunun 400 kat Büyütülmüş Hali Deniz Tuzunun 400 kat Büyütülmüş Hali Kristal Tuzun 100 kat Büyütülmüş Hali Sofra Tuzunun 100 kat Büyütülmüş Hali Deniz Tuzunun 100 kat Büyütülmüş Hali Kristal Tuzun 40 kat Büyütülmüş Hali Sofra Tuzunun 40 kat Büyütülmüş Hali
Dr. Wilhelm Höfer yaptığı çalışmalarda Himalaya kristal tuzunu deniz tuzu ve sofra tuzu ile karşılaştırarak ilginç sonuçlar elde etti.
Yanda gördüğünüz fotoğraflar bu çalışmanın sonuçlarını gösteriyor. Aynı çalışma defalarca tekrarlanmasına rağmen sonuç hiç değişmedi. Numuneler üzerinde yapılan çalışmaların görüntüleri maddenin sıvı ve katı evresi arasındaki farkları gösteriyor.
Fotoğraf A'da, mükemmel bir kristal yapıya sahip Himalaya kristal tuzunun 400 kat büyütülmüş halini görüyorsunuz. Fotoğrafta da gördüğünüz gibi bu tuzun yapısı çok canlı, ince ve güzel. Bu da onu tüm gıdalarda kullanılabilir kaliteli bir madde kategorisine sokuyor. Bütünselliği, doğadaki diğer canlıların bütünsel yapısı ile aynı görüntüde. İçeriğinde bulunan bütün elementler aktif, bu da bize tüm elementlerin birbiriyle interaktif bir iletişim içinde olduğunu gösteriyor.
Kristallerin evrimi iyonal yapıları gereği asla sona ermez, bu yüzden de cansız mineralleri bünyelerine asla kabul etmezler. Bu gerçek, yanda gördüğünüz fotoğraf B (sofra tuzu) ve fotoğraf C'de (deniz tuzu) net olarak görülebiliyor. Fotoğraf A'da gördüğünüz kristallerin arasındaki tertemiz boşluklar Himalaya kristal tuzunun hiçbir şekilde yorucu ve cansız maddeleri içermediğinin kanıtıdır. Bu boşluklarda çevreye zarar veren radyoaktivite, hava kirliliği veya zehirli böcek ilaçları gibi maddelere de rastlanmıyor.
Rafine edilmiş sofra tuzunun görüntüsünde (fotoğraf B) hiçbir canlı kristalin barınamadığını görebilirsiniz. Rafine-leştirme işlemi kristal yapıyı bozduğundan, tuz yapısal bozukluğa uğruyor ve doğal halinden tamamen uzaklaşıyor. Bu hale gelmiş tuzu, yaşayan bir sisteme kısmen de olsa dahil edebilmek için bedenimi/ çok fazla enerji harcıyor ve çoğu zaman buna rağmen başarısız oluyor.
Sofra tuzunun kristalleri tamamen dik açılı geometrik şekillerden oluştuğu için, canlı bir organizmayı uyarabilecek, ona enerji verebilecek yetenekten de yoksun kalıyor, Üstelik bedenimiz bu maddeyi kısmen de olsa metabolize edebilmek için aşırı enerji harcamak zorunda kalıyor.
Fotoğraf C'ye baktığınızda, deniz tuzunu Himalaya kristal tuzundan ayıran dikdörtgen yapılı kristallere rastlarsanız. Bu dikdörtgen yapılar bütünden kopmuş bir şekilde başına buyruk hareket ettiğinden hiçbir şekilde sağlıklı ve bütünsel yapıya sahip formlarla ilişki kuramazlar. Hu tarz tuzları tüketen insanların, yaşayacakları enerji kaybını göze almaları gerekiyor.
Fotoğraf D'de, Himalaya kristal tuzunun 100 kat büyütülmüş halini görüyorsunuz. Canlı bitkileri çağrıştıran kristal görünümü bu tuzun ne kadar canlı olduğunu gösteriyor.
Sofra tuzunun 100 kul büyütülmüş halini deniz tuzunun 100 kal büyütülmüş hali ile kıyaslamak isterseniz, fotoğraf E ve F'ye bakmanız yeterli.
Fotoğraf G'de ise, Himalaya tuzunun 40 kal büyütülmüş dalmışı mükemmel görüntüsüne tanık olabilirsiniz. Bu görüntüde ne bir sıkışma, ne karanlık bir bölge ne de uyumsuz kenar açıları görebilirsiniz. Bunun tek bir anlamı var; Aralarındaki enerji alışverişi tamamen dengede! Hu tuzu yemeklerde kullandığımızda sadece eksikliğini çektiğimiz mineralleri tamamlamakla kalmayız, aynı zamanda canlandırıcı etkisine de maruz kalacağımız için yaşam enerjimiz bariz bir şekilde artar.
Bu üç çeşit tuzun arasındaki farkı görebilmeniz için fotoğraf II ve l'de sofra tuzunun ve deniz tuzunun 40 kat büyütülmüş halini de göstermek istiyoruz. Yapılan tüm bu araştırmalar, mükemmel ve canlı kristallere sahip Himalaya kristal tuzunun, organlarımızın ve sinirlerimizin ihtiyaç duyduğu etkili ve canlandırıcı güce sahip olduğunu kanıtlıyor. Buna karşılık rafine edilmiş sofra tuzu hiçbir canlı kristal içermediğinden gıdalarda kullanımı sakıncalıdır. Deniz tuzu ise ikisinin arasında bir yerde yer alıyor. Bu madde, belli bir doğal yapıya sahip olmasına rağmen tuzu oluşturan elementler bütünden ayrı hareket ettiği için gıda olarak maalesef pek uygun görünmüyor.
Gerçekleştirilmiş olan analizler, Dr. Höfer tarafından eşsiz ve mükemmel bir şekilde enstitüde bilimsel olarak resmedilmiş ve onaylanmıştır. Prof. Manfred Kage, ışık mikros-kopisi ve aynı şekilde elektron tarama mikroskopisi ile, kaynama tuzu ve kristal tuzu arasındaki farklılıkları net bir şekilde göstermeyi başarmıştır.
Fotoğraf K'da kristal tuzun, sürekli hareket halinde olan, canlı, akan ve bu yüzden de çevreye tamamen uyum sağlayan bir yapıya sahip olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Bu tuzun görüntüsünde sudan alışık olduğumuz hareketliliğin benzerine rastlıyoruz. Buna karşılık kaynama tuzu hiçbir şekilde doğal olmayan izole olmuş bir yapı sergiliyor (Bkz. fotoğraf L); Çöl kadar ölüm çağrıştıran bir görüntü! Sofra tuzunu tükettiğimizde, fotoğrafta gördüğümüz uyumsuz kristal yapı gibi oluşumlar bedenimizde depolanıyor.
Doğal Himalaya tuzlarının mükemmel formlarını Ruth Kübler'in çektiği damla resim çalışmalarında görebiliriz. Bir ressam olarak kendisini bilimsel anlamda geometrik ilişkilere adayan Ruth Kübler, her geçen gün kendini geliştirmeye devam ediyor. Onun çektiği bu fotoğraflar sayesinde bilgi içeriğine sahip eşsiz damla görüntülerine tanık olabiliyoruz.
Kaynak : Su ve Tuz Yaşamın Kaynağı Kitabından Sf 126-127 Dr. Barbara Hendel - Peter Ferrieira

Bir cevap yazın

follow E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

go to site